7 Assolistten Gazino Hatıraları...

Gazino döneminde assolistlik yapan 7 isimden güzel hatıralarına bakalım!

Büyük şehir merkezlerinde bir zamanlar geceler, renkli ışıklarla yazılmış dev gazino panolarıyla aydınlanırdı. O panolara ismini yazdırabilen müzisyenler, şöhretin ta kendisi oluyordu. İşin içinde eğlence ve müzik olsa da gazinoların sıklıkla anılan zorlu sahneye çıkma yarışları da vardı. Onları bir kenara bırakıp, gazino döneminde assolistlik yapan 7 isimden güzel hatıralarına bakalım.

Emel Sayın:

“Gazino bir kültürdü ve bu kültürü kaybettik. Türk sanat müziğini daha çok dinletme imkanımız azaldı. O platformu kolay kolay bulamıyoruz. Samimiyet yaratan bir kültürdü. Hep birlikte olmak, kaliteli gazinolarda. Aynı yemekleri yemek, aynı şarkıları dinlemek ve söylemek. Yine oluyor ama aynı atmosferde değil. Matineler çok önemliydi. Pikniğe gider gibi herkes kendi yemeklerini getirirdi. Hatta seyirciler bize de yemekler gönderirdi. Yaa… Kadınlar matinesini gözümün önüne getirdim şimdi. Çoluk çocuk gelirlerdi. Bir de umuma açık matineler vardı. Çok anlatılacak hikâye var, sevimliydi her şey… Şimdi o zamanlara benzer bir şey göremiyorum. Gazinolar yemek vermeye başladı ve yavaş yavaş değişti.”

Erol Evgin:

“Assolist en son çıkar ve hesaplar o saatte ödenir. O zirveyi biz yapamazdık. Alaturka ve Türk sanat müziği söyleyen arkadaşlarımız yapardı. Ama başka imkân olmadığı için biz de yıllarca oralarda çalıştık. İşimi yapar, kulise girer ve oradan hiç çıkmazdım. Yine de; Emel Sayın, Ahmet Özhan, Sezen Aksu, Zeki Alasya, Metin Akpınar’ı aynı kadroda izleme imkânı vardı…”

Nükhet Duru:

“Ben 1975’te ünlü oldum, 85’e kadar muhteşem bir zaman yaşadım. Gazinolar müzik icra edilen, ciddiyetle sanatçının dinlendiği yerlerdi. Saat 20.00’de gazino dolardı. İnsanlar grand tuvalet hazır olurdu. 20.30’da sahneye çıkardım. 2 yıl çalıştıktan sonra ilk plağımı çıkardım. Bu şekilde merdivenleri çıkmaya başladım. Düşünsenize Zeki Müren, Emel Sayın, Ajda Pekkan, Neşe Karaböcek, Muazzez Abacı… O zaman büyük solistler radyodan gazinoya transfer olurdu.”

Selami Şahin:

“Gazino zamanlarında dansöz, komedyen, türkücü, Batı müziği okuyan vardı alt kadroda. Yani rengarenkti. İnsan ayrımı yoktu, önemli olan konuklardı. Severdi insanlar birbirini.”

Bülent Ersoy:

“Taşlık Gazinosu’nda Behiye Aksoy solist, Göksel Arsoy da solist altıydı. Gittim, beni bir odaya aldılar, orada beklememi söylediler. Beklerken, “Sizi Behiye Hanım’dan önce sahneye alacağız” dediler. Tam sahneye çıkacağım vakit Müzeyyen Senar geldi, ortalık karıştı. Benim de elim ayağım birbirine girdi. Sahneye çıktım, 5 şarkı okudum. Kıyamet koptu. Müzeyyen Abla “Aynı bana benziyor” demiş. Sonra gazinolar kralına “Bu çocuğu 12’ye kadar bağladın bağladın, yoksa Türk musikisi çok büyük bir ses kaybedecek” demiş ve rakısını dikmiş.”

Kamuran Akkor:

“Gazinolar büyük ve çok doluydu. Çok şıktı her şey. Herkes ihtimam göstererek gelirdi. Bambaşkaydı... Bizim zamanımızda 15-20 kişi çıkardı. Herkes de rahatça gelebiliyordu. Birbirimizden feyz alırdık. Eskiden cuma, cumartesi, pazar günleri sekiz, 10 ayrı işe gidiyorduk.”

Neşe Karaböcek:

“Biz gazinoda çalışırken komilere bile yardım ediyorduk. Komilerin 10 günde bir sigortaları kesilirdi. Biz de onlara yardım ederdik. Aldığımız ücretler şimdiki gibi de değildi. Ancak kıyafet, kostüm, git-gel taksi parası, sana kalan da vergi. Ben iki defa vergi rekortmeni oldum. Ben hiçbir zaman astronomik rakamlar istemedim.”